Türkiye’den Bilim, Eğitim, Girişim ve Teknoloji Bülteni

Tınaz Ekim Hoca'nın "Çizge Kuramı: Matematiksel Oyunlardan Hayat Kurtaran Çözümlere" başlıklı seminerimizden

Matematiğin Peşinde Bir Yıl

10 Mayıs 2020   ·   Okuma süresi: 8 dk

Her şey 12 Mayıs 2019 günü 3 kişilik bir toplantıyla başladı. Bir hafta önce Galatasaray Üniversitesinde İstanbul Matematik Festivalini gerçekleştirmiştik. O gün ise Festivalin değerlendirme toplantısı için toplanacaktık. Bu değerlendirme toplantısı öncesi ben, Can Ozan Oğuz ve Gökhan Özcan olayların bu boyuta geleceğini tahmin etmeden Matematiğin Peşinde’nin temellerini atıyorduk. Beni bu konuda ateşleyen İstanbul Matematik Festivali ekibiydi, ilham verense Nesin Matematik Köyü. Yaklaşık 60 gönüllünün görev aldığı, 17 farklı masada etkinliklerin gerçekleştiği bu festivalde 2 günde yaklaşık 1000 kişiyi ağırlamıştık. İstanbul’da böyle projelerin içinde gönüllü olmak isteyen bu kadar çok sayıda matematik öğrencisi olduğunu bilmiyordum.

12 Mayıs’taki 3 kişilik toplantıda ilk konu; yazın İstanbul’da liseliler için hiç matematik etkinliği olmamasıydı. Bizim de tıpkı Matematik Köyü gibi bir haftalık programlar açıp yazın bir haftalık bir etkinlik yapıp yapamayacağımız konusunu konuştuk. Tarih ve yer, eğitmen adaylarıyla görüşmek için en önemli kriterlerden biriydi. Bu etkinliği 16 - 20 Temmuz tarihleri arasında yapmaya karar verdik ve yer için İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesiyle görüştük. Birkaç günlük bir araştırma sonrası, kime gelip “Bir hafta liselilere ders vermek ister misin?” diye sorduysak olumlu cevap alınca çok kısıtlı bir sürede bu işi yapabileceğimize inandık. Böylece başta 5 program, her program ikişer dersten toplam 10 ders açalım diye düşünürken; bir anda 14 ders, 7 programa çıktık ve tabi 100 olan kontenjanımızı da 140’a çıkardık. Sabah 3, öğleden sonra 3 olmak üzere 5 gün boyunca günde 6’şar saat ders yapacaktık. Kapanış içinse bir konuşma ayarlama fikri ortaya çıktı. Bu konuşmayı geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Cem Tezer Hocamız da “Bir Matematikçinin İtirafları” başlıklı konuşmasıyla gerçekleştirdi.

Bu etkinlik için gönüllü eğitmenlerle toplantı yaparken oluşan atmosfer, bir etkinlik için bir araya gelen bir ekipten ziyade bir oluşumun gönüllülerinin yaptığı toplantısı gibiydi. Birkaç hafta önce mathigon.org’un kurucusu Philipp ile yazışmış ve Mathigon’daki derslerin Türkçe tercümesine başlamıştım. Mathigon nefis interaktif ders kitapları hazırlayan bir site. Bildiğim bir konuyla ilgili çalışmanın beni bu kadar heyecanlandırdığını hatırlamıyorum. Bu projeyi de fikir olarak ilk toplantıda ortaya attım ve ekibin yarısı bu işe de vakit ayırabiliyordu, müthiş! Böylece ilk proje fikrimiz ‘Matematiğin Peşinde Bir Hafta’ydı ancak gerçekleştirdiğimiz ilk proje Mathigon Dersleri Tercümeleri oldu.

30 Mayıs günü sosyal medya hesaplarımızdan ‘Bir Hafta’ etkinliğinin duyurularına başladık. Sadece birkaç gün sonra, 2 Haziran’da programlar belli oldu ve kayıtlar başladı. 14 Haziran’da kayıtlar bittiğinde listede 492 kişi vardı. Bu etkinliğe İstanbul dışında 15 farklı ilden öğrenci katıldı.

Kimseye sertifika vermeyeceğimizi etkinliği duyurduğumuzda belirtmiştik, dolayısıyla başvuranların tamamı sadece matematiğe olan ilgilerinden dolayı başvurmuştu!

‘Bir Hafta’nın benim için klasikleşmiş cümlesi şöyle oldu: Bizim açımızdan Türkiye adına ümit verici bir “bir hafta” oldu.

Ülkemizde çok yetenekli, çok ilgili lise öğrencileri olduğunu görme fırsatını yakalamıştık ve sayılarının bu kadar çok olduğunun hiçbirimiz farkında değildik.

Bu etkinlik hepimiz için çok enteresan ve çok öğretici bir deneyim olmuştu, aramızda ilk defa ders veren birçok lisans, yüksek lisans mezunu vardı. Bazılarımız 3 saatlik derste ara vermeyi bile unutmuştu! Her öğretmenin öğrenmeyi unutmaması gerektiğine inanıyorum, hepimiz yeni şeyler öğrenmeye düzenli olarak vakit ayırmalıyız. Bu etkinlik süresince eğitmenler de birer öğrenciydi. Kimi ilk defa eğitmenlik yapıyordu, kimi de lise seviyesine göre çok ileri bir konuyu, alanı genç lise öğrencilerine nasıl anlatırım diye düşünüyordu. Öğrencilerin matematiksel açıdan, eğitmenlerin ise pedagojik açıdan çok geliştiği bir etkinlik oldu.

Tabii ki 15 gün içinde bir oluşum kurup, 492 başvuru almak sadece kendi başımıza yapabileceğimiz bir şey değildi. Hiçbirimizin binlerce takipçisi veya onlarca liseye erişimi yoktu. Bu süreçte etkinliğimizi duyurmamıza yardımcı olan birçok kişi oldu, hepsinin ismini not aldık ve etkinlik sonrası sosyal medya üzerinden de bir “Teşekkürler” gönderisi ile onlara teşekkürlerimizi ilettik.

Araya yaz tatili girmişti bile ancak biz uzaktan da projelerimize devam ettik. Mathigon dersleri tercümelerinde yazın da ilerledik, şu ana kadar 5 ders tercüme ettik ve yine Mathigon’da yer alan Matematiğin Zaman Çizelgesinin tercümesini tamamladık.

Eylül 2019, 14 kişilik eğitmen ekibimizin büyük çoğunluğunun hayatında önemli bir dönüm noktasıydı. Lisans mezunları yüksek lisansa, yüksek lisans mezunları doktoraya başlıyor, bazılarımız da ülke değiştiriyor ve bambaşka bir hayata atılıyordu. Dolayısıyla Eylül 2019 çoğumuz için hayatımızda yeni bir dönemin başlangıcıydı.

Eylül 2019, Matematiğin Peşinde için de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Bir Hafta’dan sonra birçok insandan “Bize neden haber vermediniz? Biz de katılırdık.” benzeri tatlı serzenişler ve “Biz de bu ekibin bir parçası olmayı istiyoruz.” mesajları almıştık ve Bir Hafta’nın ardından konuştuğumuz, gerçekleştirmek istediğimiz iki proje daha vardı: Herkes için Matematik Seminerleri ve Hafta Sonu Dersleri. Biz de gönüllü başvurusu açtık. Burada dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta vardı: Ekibin verimini üst seviyede tutmak. 40 kişilik fakat yeterince ilgilenemediğimiz bir ekiptense, daha küçük bir ekip ile büyümenin ilk adımlarını atmak istedik. Ağustos ortasında gönüllü başvurularını duyurduk ve bir haftada 75 başvuru aldık. Öngöremediğimiz bir durumsa; gönüllü olarak görev almak isteyenlerin yaklaşık 5’te 2’sinin İstanbul dışından olmasıydı. Ancak biz de İstanbul’da olduğumuz için ilk adımda önceliğimizin İstanbul olduğunu belirterek İstanbul dışından başvuranlara teşekkür ettik. Ekibimize Eylül’de 7, Ekim’de 6 kişi daha katıldı. Bu zamana kadar düzenlediğimiz seminerlerin gerçekleşmesi, kayıt edilmesi, montajlanıp yayınlanması hepsi onların emeği sayesinde oldu. Çok farkında değildik fakat bu ekip ileride gerçekleştireceğimiz projelerin temelini oluşturuyordu.

Gönüllü başvuru formunu süresiz bir şekilde açık tutmaya karar verdik. Yaklaşık olarak ayda bir defa (eski ve yeni) başvurulara bakıp yeni projelerimiz için gönüllülerle konuşmak istiyoruz. Bu düzene çok uyamasak da yaklaşık olarak iki ayda bir defa yeni başvurulara bakabildik.

Matematiğin Peşinde’nin liselerde daha çok duyurulması gerektiğinde hemfikirdik. ‘Herkes için Matematik Seminerleri’nin hedef kitlesi her kesimden matematikle ilgili insanlardı fakat katılımcıların çoğunu yine de liselilerden bekliyordum. Hafta Sonu Dersleri de zaten direkt olarak liseliler için yapılıyordu. Bu konuda bizim kendimizi anlatmamızdansa liselilerin bizi anlatmasını daha doğru ve anlamlı bulduk. Biz de yeni bir ekip oluşturmaya karar verdik: Lise Elçileri.

Lise elçilerinin başta çok fazla sorumluluk ve iş yüklenmesini beklemiyorduk. Lise elçisi olmak isteyen liselilerin çoğu zaten bizi bir süredir takip ediyor; Bir Hafta’ya, Hafta Sonu Dersleri’ne, Herkes için Matematik Seminerleri’ne katılmışlardı. Onlardan beklentimiz etkinliklerimizi duyurmaları, matematiğe ilgili gençlerle bizi buluşturmalarıydı. Ancak onlar bu sorumlulukla kalmayıp daha da ileri gittiler, seminerlerin organizasyonunda ve başka projelerde görev almaya başladılar. Şu anda 30 farklı liseden 35 lise elçimiz bizi liselerde temsil ediyorlar. Gönüllü başvurularındaki gibi lise elçisi başvurularını da açık bıraktık. Yine düzenli aralıklarla o başvuruları da değerlendiriyoruz.

Hafta Sonu Dersleri’ projesi, ‘Bir Hafta’nın hafta sonlarına yayılmış haliydi. Fakat eğitmen ekibin büyümesi, eğitmen ekibinin yoğunluğu gibi birtakım sebeplerden ötürü ilk dönem 1 ders gerçekleştirebildik. 2. dönemde başladığımız 2. dersimiz Covid-19 sebebiyle yarım kalırken 3. Hafta Sonu Dersimizi çevrimiçi olarak gerçekleştirdik ve dün itibariyle bu dersi tamamladık.

Türkiye’de matematik camiasındaki gelişmeleri takip edebileceğimiz çok az mecra olması sebebiyle 15 Kasım’da Matematik Bülteni fikri doğdu. Her pazar sabah 10.00’da matematikle ilgili haberler, yazılar, etkinlikler ve kaynak önerileri göndereceğimiz bir bülten hazırlamak istiyorduk. Daha sonra bu bültene üç yeni başlık daha ekledik: Sözsüz İspatlar, Matematik Tarihinde Bugün, Bir Matematikçi Portresi. Bu projeyle birlikte Matematiğin Peşinde bir oluşumdan biraz daha farklı bir hal almaya başlıyordu. Proje bazlı bir yapı oluşmaya başlamıştı. Bizim de hayallerimiz, önceki hayallerimiz gerçekleştirdikçe büyüyordu.

İlk günden itibaren, ki ilk günden yola 2 proje ile çıkmıştık, iletişim kanalı olarak WhatsApp’ın yeterli olmayacağını ve verimsiz olacağını biliyordum. Sonuçta WhatsApp kişisel mesajlaşma uygulamasıydı ve biz de bu yüzden WhatsApp’a kıyasla çok daha fazla imkân sunan Slack uygulamasını tercih ettik, sonuçta Slack bu işler için üretilmiş bir uygulamaydı. İşlerin yönetimi içinse Trello uygulamasını tercih ettik. Çok yoğun bir şekilde kullanmasak da farklı projeler için Trello’da farklı board’lar kullanmak işimizi kolaylaştırdı.

Matematiğin Peşinde’de artık yeni projeler Slack’te herkesin olduğu bir kanaldan proje fikrini açıklayan birkaç cümlelik bir açıklama ve ardından “Gönüllü olmak isteyen var mı?” sorusuyla başlıyordu. Fikir teatisi ve gönüllülerin toplanmasından sonra Slack’te yeni bir kanal açılarak proje detaylarını netleştiriyorduk. Bu bence müthiş bir şeydi! İnsanların fikirlerini ortaya atabilecekleri ve gönüllülerin toplanabileceği bir ortam yaratmanın ilk adımıydı.

Matematik Bülteni bu şekilde ortaya çıkan ilk projemizdi. 15 Kasım’da proje fikri ortaya atıldıktan sonra ekip birkaç gün içinde oluşmuştu bile. 22 Kasım’da sosyal medyadan duyurusunu yaptığımız Matematik Bülteni’nin ilk nüshası sadece 2 gün sonra 24 Kasım Pazar günü gönderilecekti. Bülteni Mailchimp üzerinden yönetmeye karar verdik. Mailchimp, hem tasarım açısından hem de kullanım kolaylığı açısından öne çıkıyordu. Ücretsiz paketi de başlangıç için bize oldukça yeterli görünüyordu. Bülten sadece 2 günde 449 aboneye ulaşmıştı. Bu sabahki nüsha ile beraber toplam 25 nüsha gönderdik ve yaklaşık 1650 abonemiz var.

Bir yandan seminerler akıp gidiyordu. Şu ana kadar 4 seminer gerçekleştirdik. Özer Öztürk, Can Kozçaz, Nihat Berker ve Tınaz Ekim Hocaları ağırladığımız bu seminerler İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Bilim Üsküdar ve Galatasaray Lisesinde gerçekleşti. “Ücretsiz etkinliklere katılım oranı sabiti” ⅓ bizim etkinliklerimizde de onaylanmış oldu. Etkinlik ücretsiz olunca, ne olursa olsun kayıt yaptıranların ancak 3’te 1’i katılıyordu.

2018 gibi ispat yöntemleriyle ilgili bir kitap yazma fikri doğmuştu. Bu kitabın, ilgili herkesin eline alıp rahatlıkla okuyabileceği, bolca anlatım ve örnek bulabileceği bir kitap olmasını hayal ediyordum. Bir liselinin veya sosyoloji üzerine doktorasını yapan birisinin eline aldığında benzer şekilde deneyimleyebilecekleri, matematik bölümü öğrencilerinin bölümü kazandıktan sonra ilk iş olarak okumaları gereken bir kitap hayal ediyordum. Bu kitap aslında liseden akademiye geçiş arasındaki köprüydü benim gözümde ancak çok temel lise bilgisi hariç bir bilgi gerektirmiyordu. Dolayısıyla 9. sınıfa yeni başlayan bir öğrencinin de okuyabileceği bir kitap olacaktı. Bu kitabın taslağı ve yapısı 2018 yazında netleşmişti. 2018-2019 öğretim yılında Saint-Joseph’ten birkaç öğrencimle bu konu üzerinde çalışmaya başlamıştık ancak 2019’un başı gibi bu proje biraz duraksamaya girdi ve Matematiğin Peşinde ile inzivaya çekilmek zorunda kaldı. Daha sonra Can Ozan’ın matematik sevgisi ve matematiğe yaklaşımı beni bu projeyi beraber gerçekleştirmeye itti. Onun bakış açısı ve deneyimiyle kitap çok daha keyifli bir noktaya doğru ilerliyor.

Bir kitap yazma fikri büyük bir fikir olduğu için bu kitabın içeriğini bölüp, belli kısımlarını internetten yayınlamaya karar verdik. Böylece hem biz geri dönüşler alabilecektik hem de bu alanla ilgililer kitap sonlanmadan bu içerikten faydalanabilecekti. İspat Yöntemleri projesinin duyurusunu ilk bölümüyle beraber 10 Ocak’ta yayınladık. Şu anda Giriş, Günlük Dilde Mantık ve Doğrudan İspat bölümleri yayında. Geçtiğimiz hafta sitemizin Google Search Console raporlarını incelerken İspat Yöntemleri’nin oldukça ön plana çıktığını fark ettik. Bu ilgi, bir süredir kişisel tez/proje yazımlarımız ve diğer projelerimiz sebebiyle duraksamada olan İspat Yöntemleri projesine tekrar hız kazandırma konusunda bizi motive etti. Umuyorum ki kısa sürede tekrar bu işe vakit ayırabilecek bir durumda olabiliriz. 

Türkçe popüler matematik kitaplarının azlığı da matematikle ilgili insanlar olarak eksikliğini hissettiğimiz bir başka konuydu. Bu konuyla ilgili ilk girişimimizi her zamanki yöntemimizle yaptık: 3 Aralık günü Slack’teki genel kanaldan fikri ortaya atarak. Yine ekip toplandı ve çeviriye başladık. Ayrıca bu projeye daha önce Matematiğin Peşinde projelerinde görev almamış başka tanıdıklarımız da dahil oldu. Matematiğin Peşinde artık daha da genişliyordu, herhangi bir proje üzerine ilgili kişiler bir araya gelerek projelere dahil olabiliyorlardı.

Covid-19 sebebiyle evlere kapanmamız üzerine Can Ozan’ın atılımıyla 14 Mart’ta YouTube’a resmen girdik. İlk programı hemen ertesi gün 15 Mart’ta Can Ozan ile Ezgi Kantarcı Oğuz yaptılar. Onlar olmasaydı bu projenin başlaması çok zor olurdu. Projeye başlamaya karar vermemizle projeye başlamamız arasında sadece 1 gün olduğu için ilk 4 programı Can Ozan ve Ezgi yaptılar. Daha sonraki programlarda konuk da almaya başladık. Bir hafta sonra Kübra Dölaslan da programlara başladı ve 21 Mart’ta Cem Tezer Hoca anısına bir program yaptı. 15 Mart’tan 17 Nisan’a kadar, istisnasız her gün yaklaşık 1 saatlik program yaptık. Bugüne kadar farklı ülkelerdeki matematik eğitimleri, matematik tarihi, çevrimiçi eğitim, matematiğin farklı disiplinlerdeki uygulamaları gibi birçok farklı konuda 30 kişinin katılımıyla 42 program yaptık. Programların neredeyse tamamı Can Ozan’ın ve Kübra’nın moderatörlüğündeydi. Can Ozan, Ezgi ve Kübra’nın aldığı inisiyatif ve onların emekleri sayesinde bu kadar kısa sürede bu kadar zengin birçok program yapabildik.

Bir mini proje olarak da Maryam Mirzakhani anısına çekilen “Yüzeylerin Sırları” filminin Türkçe tercümesini Betül Tanbay Hoca ile üstlendik. 12 Mayıs’ta YouTube üzerinden bu filmi hep beraber izleyeceğiz ve üzerine kısa bir sohbet gerçekleştireceğiz.

Şu anda yine yeni bir projenin hazırlığındayız. Bu projede şu anda 13 kişiyiz, yakında çok daha kalabalık bir ekip haline geleceğiz.

Son sözler… Bu yukarıda anlattığım, gerçekleştirdiğimiz her projede çok fazla insanın emeği var. Hepsinin adını yazmam mümkün değildi. Her projenin arkasındaki isimleri sitemizdeki gönüllüler sayfamızda yayınlıyoruz. Bir sene sonunda yapabildiklerimizden öte hayallerimiz bile hiç beklemediğimiz yerlere geldi. Bu, bu zamana kadar projelerde görev almış, Matematiğin Peşinde’yi desteklemiş herkesin sayesinde.

Facebook Twitter Instagram LinkedIn