Düşünür ve salt bilim insanı

Yalnızca öğrenilmiş hakikat yapay bir bacak, sahte bir diş, balmumundan bir burun ya da en iyi durumda başka birinin etinden oluşturulmuş estetik bir burun gibi bize yapışıp kalır. Diğer yanda, kendimiz düşünerek edindiğimiz hakikat doğal bir organ gibidir; gerçekten bize aittir. Düşünür ile salt bilim insanı arasındaki ayrım buna dayanır. Kendisi için düşünen insanın entelektüel kazancı, bu nedenle, doğru ışık ve gölgeyle, aralıksız tonuyla ve kusursuz renk uyumuyla canlı duran güzel bir tablo gibidir. Diğer yanda salt bilim insanının entelektüel kazanımı, belki sistematik olarak düzenlenmiş, ama uyumdan, ardışıklıktan ve anlamdan yoksun parlak renklerle dolu büyük bir palet gibidir.

Arthur Schopenhauer, On Thinking for Oneself (1851)